Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2015 Pazartesi

OKUDUM, BİTTİ... YEKTA KOPAN/İKİ ŞİİRİN ARASINDA




YAZAR: YEKTA KOPAN
YAYINEVİ: CAN YAYINLARI
SAYFA: 144






ARKA KAPAK


Yaşamın uzamış anlarından kurduğu öykülerini okura emanet eden bir yazar Yekta Kopan. Ruhumuza nereden sızdığını bilmediğimiz yüzleşmelerin izdüşümleri onun kaleminden bize ulaştığında kendi hesaplaşmalarımıza dönüşür. Farkına bile varmadığımız küçük anlarımız, yaşamımıza dağılır, genişler, sonra da hep sürer. Ya bir Yekta Kopan öyküsüdür onlar artık ya da unutulmuş bir yerde yazarlarını beklemişlerdir. 

Zam çok fena bir şey. Babam her sabah, “Allah belalarını versin, yine zam yapmışlar şerefsizler!” diyor. Sinirle atıyor gazeteyi yere. “Düzgün koysana şunu!” diyor annem, yerden kaldırıp katlıyor. Ona kalsa boş yere para veriyoruz bu kâğıt parçalarına, zaten hep insanın içini karartan haberler veriyorlar. “Bir zevkim var şu yalan dünyada, ona da karışma kadın!” diyor babam. Annem yeleğinin eteklerini çekiştiriyor. Öyle işte, dünya yalan. 




BENCE...


Kitap "Biraz Konuşabilir Miyiz?" ve "Daha Önce Tanışmış Mıydık?" adlarında 2 bölüm ve 11 öyküden oluşuyor.
Yazarın anılarının da içinde olduğu bir öykü kitabı bu. Okurken kendinizden mutlaka birşeyler bulacağınız bir kitap. Okuduğum öykülerde yaşamımızdan küçücük anlar var.Eminim birçok kişi de kendi yaşantısından anlar bulacaktır. Konuşma dili, olaylar, akış, bazen sonuç ve süregitmeler...
Her zaman derim öykü anlatımı daha zordur. Okuyucuyu o sayılı sayfalarda içine alıp olayı yaşatmalısın. Yazar bunu çok güzel yapıyor. Eleştiri yazılarında kitabın can alıcı üç öyküsünden olan "Öğretmen" adlı öyküsünü  okurken gözlerim doldu ne kadar kutsal bir meslek olduğunu birkez daha idrak ettim.
Kitaba adını veren "İki Şiirin Arasında" adlı öykü ise karısını deli gibi seven bir adamın karısı öldükten sonra O'na ithafen yazdığı mektuptan oluşuyor, çok etkileyici.


KEYİFLİ OKUMALAR










27 Mart 2015 Cuma

OKUDUM, BİTTİ... ONÜÇ GÜNÜN MEKTUPLARI/CEMAL SÜREYA





YAZAR: CEMAL SÜREYA
YAYINEVİ: YAPI KREDİ YAYINLARI
SAYFA: 131


ARKA KAPAK

Cemal Süreya, 1972 Temmuz'unda hastanede yatan eşi Zuhal Tekkanat'ın yanında olamamış, fakat moral vermek için onüç gün boyunca ona mektup yazmıştı. Bu mektuplar, Cemal Süreya'nın ölümünün hemen ardından bir kitaba dönüşmüştü. Daha sonra Zuhal Tekkanat, Cemal Süreya'dan aldığı başka 24 mektubu da ekledi, böylece Onüç Günün Mektupları geniş zamana yayılan 37 mektuplu bir aşkın kitabı oldu.

 Sevda Sözleri'nin büyük şairi bu kez aşkını mektuplarda dile getiriyor.

"Sana rastladığım gün susuzdum, yalnızdım. Bir çırpıda içtim gözlerini."

"Sevmek ne uzun kelime!"

"Sen birinci hamura basılmış dokuz punto beyaz karaktersin. Alınyazımsın, daha doğrusu alınyazımın tek okunaklı yerisin."




BENCE

Bu kitabı okuduktan sonra yıllar öncesine gittim. Yurtdışında yaşayan arkadaşlarım, kuzenlerimle mektuplaşırdım. Hala da saklar arada okur ve o günlere dönerim. Şimdi mesafeler bir tık uzaklıkta. Ona bile vakit ayırmaya üşenir olduk. Meşguliyetler.... iş... güç. Aslında bunlar sevdiklerimizin sesini duymak ya da yazılı somut capcanlı hatıralar bırakmamıza engel değil. Hatta bu yazıyı yazdıktan sonra yurtdışındakilere alıp elime kağıdı kalemi mektup yazasım geldi :)

Yukardaki açıklamada kitabın içeriği dopdolu yazıyor. Bir insan aşıksa üstüne bir de  şairse bir de her satırda sıradan gibi gözüken bir mektubu bir iki satırla aşk mektubuna dönüştürebiliyor. Aaaaaah ah keşke bana da böyle mektup yazsa canım aşkım ;)bu arada kitap basımının yanı sıra yazarın orijinal el yazısıyla yazdığı mektubu da birebir basılmış. Ve eşiyle fotoğrafları da bulunmakta .


KİTAPTAN.......

 Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik buluyorum şu senlen ben arasındaki ilişkiye. Daha büyük, daha sağlam bu bizimki. Aşk onun içinde sadece bir kısım galiba.


İçim titrer senin istediğin bir şeyi yerine getirirken.   İçim titrer.

Sana rastladığım gün susuzdum, yalnızdım
Bir çırpıda içtim gözlerini.

Aşkımın tandırdan yeni çekilmiş bir yufka gibi her dem sıcak ve taze olduğunu anlamalısın.

Çayı en güzel sen demlersin.




KEYİFLİ OKUMALAR


                                             


17 Şubat 2015 Salı

OKUDUM, BİTTİ... ACI KAHVE / AGATHA CHRİSTİE



YAZAR : AGATHA CHRİSTİE

YAYINEVİ: ALTIN KİTAPLAR

SAYFA : 155




ARKA KAPAK

1934 yılının ilkbaharında İngiltere'nin en ünlü fizikçisi olan Sir Claud Amory, Poirot'yu Surrey'deki evine çağırır. Amory evinde yaşayanlardan birinin son buluşunu çalacağından kuşkulanmaktadır. Bu buluş İngiltere savunmasını tehlikeye atabilecek kadar önemli ve gizlidir.
Poirot, Yüzbaşı Hastings'i de yanına alarak Surrey'e gider ama çok geç kalmıştır.
Sir Amory ölmüş, formül ise kaybolmuştur... Şimdi ortada pek çok şüpheli vardır. Evdeki akrabaları mı, konukları mı, yoksa hizmetkarlardan biri mi?...
Ama kim?


BENCE 

Yazarın ilk tiyatro oyunu olan kitap, 1930 yılında ilk kez sahneye konulmuş ve ertesi yıl sinemaya uyarlanmıştır. 
Ölümünden yirmi bir yıl sonra roman halinde yayınlanmıştır.

Agatha Christie kitaplarını bir solukta okur bitiririm. Anlatımı, konu akışı hızlı, heyecanlı ve eğlencelidir. Okuru sıkmayan bir dili var. Merakla bir sonraki sayfayı hatta paragrafı merak edip elinizden bırakmadan okumak ve katilin kim olduğunu bir an önce öğrenmek istiyorsunuz. Çoğu zaman tahminleriniz tutmuyor değil mi ? :)


KEYİFLİ OKUMALAR







5 Şubat 2015 Perşembe

OKUDUM BİTTİ... EFENDİMİZ / REŞİT HAYLAMAZ


YAZAR: REŞİT HAYLAMAZ
YAYINEVİ: MUŞTU YAYINLARI
SAYFA : 600




ARKA KAPAK 

Saadet Asrı'yla aradaki mesafeleri kaldıran bu duygu yüklü eserin satırları arasında; herkesi şefkatle kucaklayıp sinesine sarmak isteyen Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı Efendimiz'in ibret ve mesaj dolu hayatını bulacaksınız.


O'nun, kendisine tuzak kuranlara bile şiddetle mukabelede bulunmadığına; yirmi üç yıllık tebliğ hayatının ilk on beş yılı sürekli baskı ve işkencelerle geçmesine rağmen hep müsamaha yolunu tercih ettiğine şahit olacaksınız.


Engin sinesiyle herkesi semtine davet eden Son Sultan'ın, insanlığı, dünyayı inşa ederken ahireti de mâmur kılmanın sihirli iklimine çağırdığını okuyacaksınız.


Ölmeyen Ebû Leheb'e ve kıtalar dolaşan Ebû Cehil'e dikkat çekildiğini; Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali'lerin vazifeye davet edildiğini göreceksiniz.



BENCE...

Peygamber efendimiz (sav) in tüm hayatını sade, anlaşılır bir şekilde okuyucuya aktarmış yazar.
Okurken yer yer gözlerim doldu. Rabbim; Ümmeti için her zorluğa göğüs geren ,güzel ahlakı ve faziletleriyle son nefesine kadar en iyi şekilde örnek olan Efendimize bizleride en güzel ve layıkıyla dinimizi yaşatmayı nasip etsin.


KEYİFLİ OKUMALAR

27 Eylül 2014 Cumartesi

OKUDUM, BİTTİ... Baharat Kokulu Hayatlar/Erica Bauermeister




Yazar : Erica BAUERMEİSTER
Yayınevi : Martı Yayınları
Sayfa : 240


ARKA KAPAK 


Bazı insanlar, hayatın güzel olduğunu hatırlatmak için vardır...

Gözlerini kaldırdığında bakışları Lillian'ınkilerle karşılaştı.

Sesi şaşkınlıktan titriyordu; "Ne kadar da büyümüşsün..."

Henüz sekiz yaşındayken, içine düştüğü bunalımdan kurtardığı annesinin ona söylediği sözlerdi bunlar. O günden sonra Lillian'ın tek amacı; Mükemmel Fikir'i gerçekleştirip açtığı yemek okuluyla kimi yalnız, kimi hayata küsmüş, kimi kendinden vazgeçmiş insanlara hayata umudun penceresinden bakmalarını sağlamak olur.

Lillian, herkeste olan ama henüz kimsenin fark etmediği bir gizemi paylaşmak için hazırdır artık...

Bazen eksik, bazen fazla, bazen tam kararında...
Tıpkı hayat gibi aslında...




KİTAPTAN ALINTILAR

"Bazen, en iyi yemekler zamanın var olduğunu unutmanızı ister ama sonra karşınıza zeytinyağı çıkar, toplandıktan birkaç saat sonra zeytinin lezzeti değişmeye başlar. Aylar süren o büyüme sürecinden sonra. O yüzden en iyi yağlar ilk sıkımlar ve ağaçların yanında yapılanlardır," dedi. 



"Özünde iyi bir pasta aslında leziz bir kimyasal denklem demektir; hava ve yapı arasında bir denge. Pastanızdaki yapı unsuru fazla kaçarsa, sert olur. Hava fazla gelirse, dağılır."








BENCE...

Babası annesini terk ettikten sonra bunalıma girmiş olan annesi kendini kitaplara verir. Lillian da bu durumda evin sorumluluğunu alır ve hayatın devam etmesi için mutfakta tencerenin kaynaması gerekmektedir. Kendini en iyi hissettiği yer olan mutfak ilerde restaurant sahibi olmasını sağlayacaktır. Ve restaurantında haftanın bir günü yemek kursları vermeye başlar. Kursa katılan her bir kursiyeri ismi altında inceleyen ve onların bu kursa geliş hikayelerini de beraberinde anlatan, birbirlerine ilerleyen dönemlerde desteklerini  ve tabi ki satırlarda iyi bir yemeğin nasıl yapılması gerektiğinin püf noktalarını anlatan ;) eğlenceli, öğretici , akıcı bir roman. Ben çok beğendim, bakalım siz de beğenecek misiniz?




                                                            KEYİFLİ OKUMALAR

                                                             




CANIM OĞLUM ERGİN'İM

Lilypie Fourth Birthday tickers

Special design for Hayat Her Daim Güzel by GeCe