30 Aralık 2011 Cuma

MUTLU YILLAR :)


TÜM DOSTLARIMA MUTLU, HUZURLU, SAĞLIKLI, BAŞARILI, BİR ÖNCEKİNİ ARATMAYACAK ÇOK GÜZEL BİR YIL DİLİYORUM.......

21 Aralık 2011 Çarşamba

TİYATRO " YALAN İÇİNDE YALAN "





Evliliklerde erkeğin anneye olan aşırı düşkünlüğünün komik bir şekilde anlatıldığı Clive Exton'un yazdığı " Yalan İçinde Yalan" adlı oyunun başrollerini Ebru AKEL ve Feride ÇETİN paylaşıyor. Oyunu izleyebileceğiniz tarihler ve sahneler aşağıda listelendi. Oyundan birkaç kare fotoğrafta ekliyorum ( fotoğraflar internetten alınmıştır. ).

22 Aralık 2011 İstanbul Kadıköy Halk Eğitim Merkezi

24 Aralık 2011 Gemlik Kültür Merkezi

25 Aralık 2011 Bursa Teyyare Salonu

27 Aralık 2011 Sakarya Kültür Merkezi





İYİ SEYİRLER

19 Aralık 2011 Pazartesi

EN İYİ 10 ALTERNATİF HEDİYE ADRESİ



Yeni yıl geliyor.. Yeni başlangıçlar, yepyeni umutlar, değişen takvim yaprakları, eskiyen nüfus cüzdanları :)) kısacası iyisiyle kötüsüyle koca bir yılı geride bırakıp yeni yılı karşılamaya doğru gittiğimiz bu günlerde sevdiklerimize onlara bu anı hatırlatacak hediyeler vermek isteriz. Ama hep bu zamanlar geldiğinde tıkanırız, çünkü kendimizi tekrarlamaktan korkarız değişik ilginç alternatiflerin peşine düşeriz. Bende buna çok önem veririm, rutin sıradan değilde , değişik ilginç bir o kadar da fonksiyonel olmasına çalışırım alacağım hediyenin. İşte tam da böyle bir zamanda Hürriyet Cumartesi'nin hazırlamış olduğu liste imdadıma yetişti.Umarım sizede güzel fikirler verir. Stil, moda danışmanları ve alışveriş yazarlarından oluşan jürinin hayat kurtaran EN İYİ 10 ALTERNATİF HEDİYE ADRESİNİ sizlere aktarıyorum.
Keyifli alışverişler...........

EN İYİ 10 ALTERNATİF HEDİYE ADRESİ

1) MIDNIGHT EXPRESS

İstanbul'da Nişantaşı ve Bebek şubeleri mevcut. Tekstil, ev ürünleri, mücevher bulabilirsiniz. Yılbaşı için %50'ye varan indirimler var.
 Tel: (212) 231 26 28



2) KARINCA

İstanbul'da Kanyon ve Tünel'de şubeleri mevcut. İzmir ve Ankara'da şubeleri mevcut. Kişisel, mutfak, ofis ve ev eşyaları ile takı, oyuncak ve evcil hayvan ürünlerini bulabilirsiniz.
Tel: (212) 353 04 30


3) MUJI

Japon markası olan Muji'nin Erenköy, Nişantaşı ve Kanyon'da şubeleri mevcut. Kırtasiye, mobilya, giyim, ev ve ofis gereçleri ürünler geri dönüşümlü olup yalın bir tasarıma sahiptir.
Tel: (212) 343 91 80



4) EV+

Tek şube Nişantaşı'nda bulunmakta. Tekstil, banyo eşyaları, ev aksesuarları ürünleri mevcut.
Tel: (212) 232 13 42

5) ATELIER 55

Türk ve yabancı tasarımcı ve markaların ürünlerinin bulunduğu mağaza Galata'da.
Tel: (212) 245 32 55



6) ATÖLYE MARIPOSA

Cihangir ve Teşvikiye'de şubeleri mevcut. Antikalar, giyim ve ev eşyaları bulabilirsiniz. Mağazadaki tüm ürünler ithal.
Tel: (212)  249 04 83 






7) NAR HEDİYE

Ankara Kavaklıdere'de şubesi bulunmakta. Gümüş, bakır, ahşap, seramik, çini, minyatür ürünleri bulabilirsiniz.
Tel: (312) 468 82 30



8) İKSV TASARIM

Şişhane'deki mağazasında hizmet vermekte. Picasso ve Dali gibi sanatçıların gümüş ve cama işlenmiş uygulamalı bulunmakta.
Tel:(212) 334 08 30



9) HAREMLIQUE

İstanbul Beşiktaş, İzmir Alaçatı, Beyrut ne New York'ta mağazaları bulunmakta. Ürün yelpazesinde nevresim, banyo eşyaları, ev tekstil ürünleri mevcut.
Tel:(212) 236 38 43



10) YASTIK BY RIFAT ÖZBEK

İstanbul Teşvikiye,  Çeşme, Alaçatı ve Londra'da mağazaları mevcut. Tasarımların tamamı Rıfat Özbek ve Erdal Karaman imzası taşıyor ve sadece yastık satılıyor.
Tel:(212) 240 87 31

15 Aralık 2011 Perşembe

ÇOCUK RADYOSU




Dün gazetede Cengiz Semercioğlu'nun köşe yazısını okuyordum, çok güzel bir konuya değinmiş. Şöyle ki; "Çocuk radyosu neden yok ya da varsa ben mi bilmiyorum? diyor."

Düşündüm gerçekten bende hayır yok cevabını verdim. Gün boyu spor, dini yayın, müzik yayını hatta ve hatta müzik türlerine göre tek yayın yapan radyolar bile var ama çocuk radyosu yok, ya da ben demi atladım diye düşündüm. Radyo frekanslarını baştan sona taradım ama yok... Güzel olmaz mıydı tüm gün çocuklara yayın yapan bir radyonun olması mesela. Masallar, hikayeler, şiirler, yarışmalar, çocuk şarkıları ........... Hem böylece çocuklarımız bilgisayara ya da televizyona takılıp kalmazlardı. Saatlerce tv'nin başından kalkmayanlar var, ebeveynlerin bir kısmı da oh ne rahat çocuğumuz oyalanıyor biz de rahat ediyoruz diye düşünüyorlar. Ama onlara ne kadar kötülük yaptıklarının farkında bile değiller, sağlıkları açısından, sosyalleşmeleri açısından sekte vuruyorlar haberleri yok. Allahtan canım oğlum Ergin'im belli başlı ona uygun programları izlettiriyorum ve ille de TV aç anne diye tutturduğunu hatırlamıyorum.
Beraberce oyunlar oynarız, O'na kitaplar okurum v.s. aklına bile gelmez tv. Mesela böyle bir çocuk radyosunun yayına geçtiğini düşünün bir yandan hem oyunlar oynar, bir yandan şarkılar, masallar dinleyip eşlik ederler, hem onlar birşeyler öğrenir hemde daha kaliteli daha sağlıklı vakitlerini geçirmiş olurlar. Üstelik arabada seyahat sırasında da bir dolu CD taşımak zorunda kalmayız :)))) Tüm yayıncı arkadaşlara duyurulur.

Bu arada eskiden radyolu günlere gitti aklım. When I was a child - Bir zamanlar çocukken- diye başlayan ..... Her hafta sonu saat 10.00 civarında kahvaltı sofrası hazırlanmış olurdu, bizde heyecanla bir hafta önce yarım kalan skeçin yeni yayınını dinlemek için merakla beklerdik. Şarkı yayınları başladığında bundan sonraki ya ikinci şarkı benim olsun diye sözleşip merakla bahtımıza çıkacak şarkıları beklerdik, zevkle dinlerdik....... Bunları yazarken dahi bir yanda radyom açık ve dinliyorum...... TV gibi sizi karşınıza esir almıyor, hem dinliyor hem de işlerinizi yapabiliyorsunuz. Klasik ya da caz müzik eşliğinde kitaplarınızı okuyabiliyorsunuz......

Çocuklarımız içinde RADYOLU GÜNLERE.............



* Fotoğraflar internetten alınmıştır.

6 Aralık 2011 Salı

ANNE OLUNCA ANLARSIN......






Cevabınızı duyar gibiyim :)) Bu sözü herkes duymuştur sanırım annelerinden ergenlik, yetişkinlik dönemlerinde ve genelde çokta kulak asılmaz. Ama ben gerçekten annemin neden üzerime titrediğini ve hala kendim çocuk sahibi olmama rağmen benim açlığımla ne yediğimle , üşüyüp üşümediğimle, hasta olduğumda sanki kendisi hastaymış gibi bana baktığını v.s. .... şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü bende anneyim.. Oğlum hasta olduğunda iyileşene kadar bende hastayım, yemek yemediğinde O yiyene kadar bende yemiyorum, üzüldüğünde O sevinene kadar ben de üzülüyorum, belki daha yolun başındayım henüz 2,5 yaşında prensim, ileride daha çok çatışmalar yaşayacağız ve çoğu şeyide O'nun iyiliği için yaptığımı söyleyerek ama benim tek dezavantajım " anne olduğun zaman beni daha iyi anlarsın" diyemeyeceğim çünkü bir oğlum var:))) O ne kadar anlar bilemiyorum :)))

Her zaman ilklere hayatımda çok önem vermişimdir.Derler ya ilk göz ağrıları unutulmaz diye..O nedenle Ergin'im dünyaya gelmeden hatıra defterlerinden aldım ve yazmaya başladım - ama hala boş yerler var oralarıda bir ara dolduracağım :))- İlk kestiğim tırnağını bile saklıyorum ve saçlarını bazıları çok gülüyor buna ama benim çok hoşuma gidiyor, büyüdüğünde o zamanları görebilirsek 10. yaşını kutlarken O'na bunlardan çok özel bir armağan paketi yapıp şaşırtmak istiyorum.Size böyle birşey yapsaydı anneniz sevinmezmiydiniz??
Ben çok mutlu olurdum.

Şimdi daha doğrusu 2,5 ay önce ben çalışmaya hayatıma tekrar dönünce kreşe başladı. Evveet bir ilk daha oğlumun hayatında ilk okul hayatı, ilk öğretmeni ve dün ilk öğretmenler günümüzüde kutladık Ergin'imle beraber cici kurabiyeler yaptık merak edenler hemen burayı tıklayın :). İnsanın kendi emeğiyle yaptığı herhangi bir şeyin değerinin başka birşeyle ölçülemeyeceğine inananlardanım.Bende canım oğlumun sayesinde ilk veli toplantıma gitmiştim geçen ay :)))

Mesela geçtiğimiz kurban bayramındada çok güzel bayram kartı hazırlamışlar aşağıda gördüğünüz üzere, çok sevimli değil mi:))) Ve o kadar güzel çocukları eğlendirici, öğretici birçok etkinlik ve faaliyette bulunuyorlar. Oğlum memnun, mutlu ben memnun, mutluyum daha ne isterimki:))) En büyük korkum uzunca bir süre beraberlikten sonra okul ortamına, disiplinine alışabilirmi idi? O dönemi de 1 hafta gibi kısa sürede atlattık çok şükür:)) Darısı tüm annelerin başına diyorum ......


İŞTEEE CANIM OĞLUMU ERGİN'İN KENDİ GİBİ SEVİMLİ KURBAN BAYRAMI TEBRİK KARTI :))))

27 Kasım 2011 Pazar

VEJETARYEN YEMEĞİN EN İYİ 10 ADRESİ

 Vejetaryenlik artık bir yaşam tarzı haline geldi, hatta kendi aralarında birkaç gruba bile ayrılıyor, bu kadar detaya girmeyeceğim. Burada sadece artık vejetaryenler için onları menü konusunda tatmin edecek adreslere yer vereceğim. Yemek yazarları, vejetaryen sanatçılar, diyetisyenden ve gazetecilerden oluşan jürinin seçtiği en iyi vejetaryen adresleri, afiyet olsun :)))

VEJETARYEN YEMEĞİN EN İYİ 10 ADRESİ

1.PARSİFAL / İSTANBUL
(212) 245 25 88



2.ZENCEFİL / İSTANBUL
(212) 243 82 34



3.ZEYTİN AĞACI / İSTANBUL
(212) 291 28 42



4.LOVİNG HUT / İSTANBUL
(507) 363 89 01



5.GOVİNDA / İSTANBUL
(212) 252 40 15



6.SIDIKA / İSTANBUL
(212) 259 72 32



7.KISMET / MUĞLA
(252) 319 18 23



8.DOKUZ / İSTANBUL
(212) 245 76 28



9.FICCIN / İSTANBUL
(212) 293 37 86



10.SAF RESTORAN / İSTANBUL
(212) 282 79 46




*Hürriyet Cumartesi Gazetesi'nden alınmıştır.

9 Kasım 2011 Çarşamba

BAYRAM GÜNÜBİRLİK KAÇAMAĞI :)))





Bugün bayramın üçüncü günü ziyaretler yapıldı veee artık kendimize zaman ayırmanın vakti geldi. Çoğu kişi tarafından artık bayramlar tatil günü gibi algılanır oldu aslında yaşadığımız zaman ve ortamda düşünülmeyecek gibi değil. Uzun ve yorucu çalışma dönemleri, çocuktu evdi v.s. insan birkaç gün kaçası geliyor ama diğer yandan da bayramlarımızın hakkını vererek kutlamak geliyor. Özellikle gelecek nesillere en azından bu kültürel mirası bırakmamız gerekiyor. 2,5 yaşında dünyalar tatlısı bir oğlum var ve canım oğlumunda  ileride bayram günlerini en güzel şekilde hatırlamasını isterim. Eskisi gibi tadı tuzu kalmasa da en azından ölmemesi için uğraşmalıyız, büyüklerinin elleri öpülür, ziyaretler yapılır, mezarlıklar ziyaret edilir, dualar edilir, yardımlaşılır, küçüklere ufak hediyeler ya da küçük cep harçlıkları :)) ileride hiç unutamayacakları zaman dilimleri olacaktır, en azından bende öyle. En güzel zamanları dün gibi hatırlarım hala.......

Bugün ailecek çıktık yola, plansız programsız... Çünkü aksi olduğunda ne zaman plan program yapsam son anda mutlaka aksilik olur ve tabiki sonuç hayal kırıklığı.... Öğlen saatlerinde çıktık yola ilk durak Sarıyer.. Veee tabiki Tarihi Sarıyer Börekçisi oluyor - başka yerde şubesi yok-  orada bir porsiyon kıymalı kol böreği yenir :)) yanlış anlaşılmasın tek başıma değil 3 kişi yedik :))) Oradan sahilde bir tur attıktan sonra bu arada canım oğlum Ergin - kendisinin nickname TOSUNAMİ :)) olur - güvercinleri kovaladı, miskin miskin şekerleme yapan sokak köpeklerini kendisiyle oynamaları için ufaktan uyandırdı ... Temiz hava almamızın sonucunda  karnımız yine acıktı tabi hemen sahil kenarında balıkçıda birşeyler atıştırdık veee yeni rota için arabamıza atladık....



Yol bizi nereye götürdü bilin bakalımmmm....Kilyos sahili... Giderken Fatih Ormanının yan yolunu takip ettik , her iki taraf ağaçlarla kaplı uzuuun bir yol, huzur verici yeşil ve sarının tonları. Kilyos sahilinde indik ve deniz kenarı boyunca yürüdük, yürüdük ve yürüdük...  Deniz mavi ve hafif dalgalı.... Dalga seslerini dinlemek o kadar dinlendiriciki başka hiçbirşey duymuyorsunuz..... Size hoşgeldin diyen soğuk bir sonbahar rüzgarı.... En çok canım oğlum Ergin'im bu işe sevindi özgürce koştu koştu, düştü (bunu çok sık yapar) kalktı yine koştu bıkmadan usanmadan :)) kumlarda bata çıka..O'na baktıkça insanın hep çocuk kalası geliyor, tek dertleri oynamak, koşmak, keşfetmek, istemek .... ve daha aklıma gelmeyen bir sürü şey... Henüz hayatın ikiyüzlü tarafıyla tanışmamış olmak, işte sırf bu yüzden hep ÇOCUK kalmak , ne güzel olurdu.... Derken baktık serinlik arttı yanaklar soğuktan kızarmaya yüz tuttu veee gitme vakti geldi..



Dönüş yolunda yol kenarında minibüs, yanında mis gibi açılan gözlemeler, ateşin üzerinde semaverde demlenmiş misss gibi tavşan kanı çay, ne kadar oturduğumuzu hatırlamıyorum ama yediğim gözleme Ortaköydekilerle boy ölçüşecek düzeydeydi ve o soğukta içilen sıcacık çay içimizi ısıtan, mis gibi salatalık, domates insan daha başka ne isterki.. En sevindiğim tarafı ise oğluma ıspanak yediremezken ıspanaklı gözlemeyi hapır hupur mideye indirip tekrar istemesi oldu... Ve canım evimize dönüş yoluna geçtik , yolda Türk Sanat Müziği şarkıları eşliğinde , oğlumunda bu yorgunluğun üzerine uyuyakalması ile........



Kilyos sahilini fotoğraflayabildim sadece :(( diğer fotoğraflar temsili olarak internetten seçildi, en kısa zamanda çok güzel bir fotoğraf makinesine sahip olunca burada görmüş olduğunuz her kareyi kendim çekmek istiyorum....

Sevgiyle kalınnnnn , nice güzel bayramlara............

5 Kasım 2011 Cumartesi

HAYIRLI BAYRAMLAR...


TÜM YURDUMUZA VE İNSANLIĞA HAYIRLARA VESİLE OLMASI  DİLEĞİYLE.....
HAYIRLI BAYRAMLAR.....

31 Ekim 2011 Pazartesi

OKUDUM BİTTİ... Harlan COBEN.... Asla Vazgeçme

Asla Vazgeçme


Asla Vazgeçme

Tia ve Mike Baye, bir gün hiç hoşlanmadıkları ebeveyn modeline bürünerek, çocuklarını çok sıkı bir şekilde koruyup onları gözetleme içgüdüsüne kapılacaklarını hayal edemezlerdi. Fakat on altı yaşındaki oğulları Adam, son zamanlarda aile bağlarından bir hayli uzaklaşmış, okulda bugüne kadar yaşamış olduğu olayların son halkası, sınıf arkadaşı Spencer Hill’in intiharından sonra onun için endişe etmekten başka bir şey yapamaz olmuşlardı. Adam’ın bilgisayarına karmaşık bir casus yazılımı yüklemişler ve zaman içinde bilinmeyen bir kişiden oğluna yönelik mesajlar geldiğini görmüşlerdir: “Asla Vazgeçme, her şey yolunda.”
Betsy Hill, oğlu Spencer hatırasına sınıf arkadaşları tarafından yapılmış olan siteyi gezerken gözüne bir resim takılır. Resim oğlunun öldüğü gece çekilmiştir ve görünüşe bakılırsa oğlu o gece yalnız değildir… Hemen, kamera kadrajının dışında duran kişinin Adam Baye olduğunu düşünür, fakat Adam kayıplara karıştığında, çevrelerini sinsi ve derin bir şeyin kapladığının farkına varmıştır. Tia ve Mike Baye’ye gelince, cevaplamaları gereken soru: Konu çocuklarınız olduğunda çok fazla şeyi bilmeniz mümkün müdür?




Kitap Hakkındaki Yorumlar:
"Tamamen bağımlılık yapıcı. Eğer bir sonraki sabaha işleriniz varsa kesinlikle okumaya başlamayın çünkü Asla Vazgeçemeyeceksiniz." -
San Fransisco Chronicle



"Hızlı ve eğlenceli bir lunapark trenine binmiş gibi, hiç bitmesin isteyeceğiniz ve sıkı sıkıya sarılacağınız bir kitap. Ardından kalan zamanı da çocuklarınıza sarılmak için ayırmalısınız."
Library Journal



"Bağımlılık Yapıcı...Bir gencin özel hayatı mı? Yoksa ailesinin bu özel hayatı bilmesi mi daha önemlidir?"
"Ergenlik çağındaki bir gencin isyankâr tavırlarını, tamamıyla kontrolden çıkmış davranışlardan nasıl ayırt edebilirsiniz?"
"İntihara eğilimli bir çocuğunuz varsa ne yapmalısınız?"
"Acaba sıradaki siz misiniz? Yaşayacağınız gerilimler yerini rahatlığa bırakacak bile olsa, acı çekeceksiniz"
Publisher Weekly



Yazarın okuduğum ilk kitabı. Hikaye aslında bir gün belki hepimizin başına gelebilecek bir  olay örgüsü. Çocuklarımız bizim en değerli varlıklarımız, onları nereye kadar izlemeliyiz, ne kadar denetleyici olmalıyız bu arada tabiki çok sıkıp kendimizden uzaklaştırmadan... Romanda birkaç bağımsız olay varken bunlar kitabın yarısından sonra bir araya gelmeye başlıyor, birbiriyle bağıntılı olduklarını hayretle ve heyecanla okuyorsunuz.. Anlatımı, aktarımı ve okuyucuyu hikayeye bağlaması açısından başarılı bir roman.

26 Ekim 2011 Çarşamba

DEPREMZEDELERE YARDIM KAMPANYASI



Şu anda mail kutumda okuduğum Mudo'nun başlattığı yardım kampanyasını sizlerle paylaşmak istedim. Van'daki depremzede vatandaşlarımıza ulaştırılmak üzere kışlık kıyafet ve battaniyeleri 31 Ekim'e kadar size en yakın Mudo mağazasına ulaştırdığınız takdirde onlarda en kısa zamanda depremzedelere ulaştıracaklar. Biz evlerimizde sıcacık otururken en azından elimizden ne geliyorsa yapıp tek yürek olmalıyız.. Unutmayalım bizim başımıza asla gelmez demeyelim..... En kısa zamanda yaraların sarılması ve acıların dinmesi dileğiyle...........

16 Ekim 2011 Pazar

EN İYİ 10 SALAŞ BALIKÇI


Tam da balığın bollaştığı ve ucuzladığı dönemlerde bu listeyi size aktarmadan geçmek istemedim. Balığın faydaları saymakla bitmez ama onu ağız tadıyla yiyebilmek için de şöööyle önünüze hazır pişmiş gelecek ki :)) lezzeti daha da artsın. Evde piştiği zaman kokusu bir hafta çıkmıyor neredeyse o nedenle bende balığı dışarıda yemeyi tercih edenlerdenim. Şimdi gelelim dışarıda hem uygun fiyata hemde lezzetli balık yiyebileceğiniz adreslere.
Bu arada listede olmayan ama size tavsiye edebileceğim bir balıkçı var ki hem her daim taze balık satıyor hem de restoran kısmında istediğiniz balığı sıcacık, tazecik lezzetli bir şekilde hoş bir ambiyansta yemenizi sağlıyor.
Kardak balıkçısı, Ümraniye'de Çakmak otobüs durağına yakın, köşede bir restorant ama Anadolu Yakası'nda oturduğumuz zamanlarda balık yediğimiz tek adres, hala balıkların tadı damağımdadır, şiddetle tavsiye ederim :)))




EN İYİ 10 SALAŞ BALIKÇI:

1) Akın Balık / İstanbul
0 (212) 244 97 76

2) Palukçu / İstanbul
0 (212) 529 08 72

3) Ali Baba / İstanbul
0 (212) 223 25 25

4) İsmet Baba / İstanbul
0 (216) 553 12 32

5) Sandal Balıkevi / İstanbul
0 (212) 262 36 43

6) Can Balık / Ankara
0 (312) 431 78 70

7) Bizim Balıkçı / İstanbul
0 (212) 574 37 92

8) Adem Baba / İstanbul
0 (212) 263 29 33

9) Nazlı'nın Yeri / Cunda-Balıkesir
0 (266) 327 27 75

10) Tabaklar Balıkçısı / İzmir
0 (232) 482 27 08



*Hürriyet Cumartesi ekinden alınmıştır.
*Fotoğraf internetten alıntıdır.

9 Ekim 2011 Pazar

OKUDUM, BİTTİ.... AÇLIK OYUNLARI - SUZANNE COLLINS


KİTAP ARKASI YAZISI:

Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır, Capitol'ün etrafında on iki bölge bulunmaktadır. Capitol şiddetli ve acımasızdır ve bölgeler bir hat boyunca sıralanmıştır. Onların her biri her yıl yapılan Açlık Oyunlan'na katılmak zorundadır. Yarışma için her bir bölge yaşları on iki ve on sekiz arasında değişen birer erkek ve kız çocuğu göndermek durumundadır. Açlık Oyunları TV'den canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve kendinden daha küçük kız kardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kız kardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır. Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kız kardeşi için ikinci kez hayatta kalma mücadelesi verecektir. Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur. Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır.


Bu kitaba o kadar bağımlı kaldım ki, yemeğe çıktığımda bile kitabı yanımda taşıdım ve masanın altında okumaya devam ettim. Hikayesi beni birçok gece uykusuz bıraktı çünkü bitirdiğimde bile, yatakta bu kitabı düşünmeye devam ettim. Açlık Oyunları kesinlikle büyüleyici.'

-Stephenie Meyer- 

'Elimden bir türlü bırakamadım... Bağımlısı oldum.'

-Stephen King- 


Bu kitabı elime aldığımda sanırım yine bitirirken sancılar :) geçireceğim bir kitap gibi gelmişti. 3 bölümden oluşuyor; Haraçlar ( açlık oyunlarının nerede, ne amaçla oynanacağı anlatılıyor giriş bölümü),  Oyunlar ( arenada oyunların başladığı gelişme bölümü), Galip ( oyunun sonu adı üstünde galip gelenleri anlatıyor sonuç bölümü).
İlk bölüm ağır geçti ikinci bölümün ortalarında açılmaya başladı ve son bölümü soluk kesmeden okudum. Fantastik bir hikaye hatta üçleme kitaplarının birincisi imiş, ve tabiki olmazsa olmaz çok güzel kurgulanmış bir aşk hikayesi yer alıyor romanda ve tabiki sonu açık uçlu bırakılıyor devamının okunması için :))) 


1 Ekim 2011 Cumartesi

AGE 1 KUTLAMASI :))))))))



29 Eylül'de tam bir yıl olmuş blogumu açalı.... Zaman ne çabuk geçiyor.. Kimi zaman sevdiğim, sevebileceğinizi düşündüğüm etkinlikleri paylaştım sizlerle kimi zaman bayramda seyranda gezebildiğim yerlerin güzel fotoğraflarını... Belki çok değildi ama yine de benden birşeylerdi... 
Paylaşmak güzel mutlulukları çoğaltır, hüzünleri ise azaltır... Bloglar sayesinde yüz yüze tanışmadığım ama zaman zaman aynı duyguları paylaştığımız çok güzel blog arkadaşlıklarım oldu Türkiye'nin her yerinden. 
Tavsiyeler aldık, tavsiyelerde bulunduk, önerilerle, eleştirilerle bir anlamda birbirimizi tamamladık ve böyle güzel paylaşımların her zaman devam etmesi dileğiyle diyelim.....
Bir sonbahar şiiri ile yazımı noktalıyorum...




ADIM SONBAHAR


Nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attila İlhan



4 Eylül 2011 Pazar

KISACIK BİR BAYRAM MOLASI................



KARTEPE 2011



KARTEPE TELEFERİK



KARTEPE TELEFERİK













SAPANCA GÖLÜ









Tam gölün kıyısında kırda çay bahçesi, çaylar çaydanlıkla geldi tam tavşan kanı, yorrgunluğumuzu öyle güzel aldı ki sonrasında ertesi güne dek çay içemedim :)))) Tam sapanca gölünün kenarında, gölde nilüferler, cam gibi gölün dibi pırıl pırıl görünüyor..... Yolculuğumuzun son durağı ve sonrasında İstanbul.............




CANIM OĞLUM ERGİN'İM

Lilypie Fourth Birthday tickers

Special design for Hayat Her Daim Güzel by GeCe